Elmander Holmalund FC
takımında profesyonelliğe adımını atarken, mücadele de mükemmel bir örnek
olmaya başlamıştı ozamandan.
Yıl 1997’de karakterini,
futbola adapte ede 1,88’lik futbolcu, santrafor görevi üstlendiği bölgenin
yanında orta sahada da göreve başlamış ve burada kendini kanıtlamayı
başarmıştı.
18 yaşında bu dikkat çeken
yönüyle Feyenord’a transfer edilen futbolcu, oynayamamaktn ötürü, kısa zamanda
yeniden yer değiştirmiş ve Stockholm’ün ve İsveç’in en önemli takımı olan Djurgården
kulübüne kiralandı.
Asıl başarılarını Kallström’ün
yerine girip kupa finalinin kazanılmasında büyük bir pay sahibi olmasıyla
kanıtladı. İsveç’in en önemli mücadele simgelerinden biri olamasının yanında,
milli takımın en çok beğeni toplayan forvetidir.
Futbolunu olgunlaştırmak
üzerine sürecini Brøndby IF takımında geçiren Elmander, takımın ligde
şampiyonluğa oynamasındaki en etkili isimlerinden biri oldu.
Daha sonra Fransa futbolunun
içine girip, santrafor göreviyle Toulouse
takımına transfer olan oyuncu, takımın şampiyonlar ligi vizesinde de çok
önemli bir nokta da bulundu.
Premier liginde Bolton’da
oynayarak, oynadığı sene içinde en güzel gol ödülüne bile sahip olan
futbolcunun zirve zamanı ada futbolunda gerçekleşmiştir. 81’li futbolcu oyun
kurucu, hucuma yonelik ve orta saha-forvet oynama konusunda uzun süreli bir
tecrübeye sahiptir.
Elmander İstanbul’a ayak
bastığında ‘kuzey’ in yeteneklerinin de Türkiye ligi içinde tanınmasını
sağlayacaktır. Öyleki Kuyt gibi yine hollanda ekolünde bir futbol mantelitesine
sahip olan Elmander, Türkiye’de Galatasaray’ın sistemine de neredeyse kusursuz
uyum sağlayacaktır. Bugün Galatasaray’ın da tıpkı İsveç’te olduğu gibi önemli
mücadele simgelerinden Elmander. Bununla beraber hem kendi hattının hem de tüm
takımın içinde düzeni sağlayan, liderlik özellikleriyle kısa zamanda Terim’in
gözdesi haline gelmeyi de başarmıştır.
Tüm bu futbol kariyeri
hikayesinin ardında aslında söylemek istediklerim bambaşka. ‘Bir Elmander’
olmanın imkansızlığından bahsedeceğim bugün. Gençlerbirliği ile oynana maçın
ardından Galatasaray taraftarında oluşan ‘bir
Elmander’ olmanın etkisinden bahsedeceğim. 2011-2012 senesi içinde
Galatasaray’ın kupa kaldırmasındaki başarılarının ardından, taraftara ‘bir Elmander’ olmanın ne demek
olduğunu gözleten gücünden bahsedeceğim. En formsuz zamanlarında bile ‘bir Elmander’ olmanın asla vazgeçmeyen
karakteriyle, taraftarında nasıl hiç bir saniye ondan şüphe ettirmediğinden
bahsedeceğim. Ezeli rakibin
sahasında şampiyonluğa uzanmışken, engellere rağmen, tüm çabalara rağmen,
bacağındaki soruna rağmen, seke seke oynamaya devam etmiş olmanın ‘bir Elmander’ olmanın nasıl bir yürek
istediğini anlatışından bahsedeceğim.
‘Bir Elmander’ olmak
demek mücadele etmek; kaybetmek bile olsa ucunda, vazgeçmemek demektir. İşte
belki de bu yüzden Elmander, İmparator’un en gözde futbolcularındandır. Çünkü
her zaman söyledği anlayışını, doğuştan sahiplenmiş bir forvettir; ‘Kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde
yenilirsin!’



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder